5 Aralık 2009 Cumartesi

abegazel ne diyeyim bensana

Kural 1: ‘’Sevişmeden ölmek, orospu çocukluğudur!’’

29 Ekim 2009 Perşembe

bugünbugüngünbugün

* başını betimlesen kıçı oynuyor kâinatın

* hâin atın hayratı kırkbeş santim

* kafası hariç kırkbeş dakika

* hiç bir coğrafyada kız alıp-vermemiş olmanın içgüdüsel aidiyeti.

20 Ekim 2009 Salı

sıfırcevapsız ç’ağrı

bazen
telefon rehberleri
kadınlara benzer.

çünkü;
erkekler bazen
telefon rehberlerinin
üzerinde gezerler.

telefon rehberleri
kadınlara benzerken
erkekler
telefon rehberlerinin
üzerinde ne gezerler?

yalnızlık,
sünnetsiz
çük gibidir
kabuk bağlar.

2 Ekim 2009 Cuma

melekler de caz yapar.

hep farklı dallarda veriyorken zihnim doktora tezini; ‘’yar geç artık doç!’’ da diyemiyorken bilincim altına; ayrı zamanlarından ayrı hikayeler ve ayrı meseller toplarken ırgatım; güneş doğmaya çabalarken ve pisuvarda okurken gazetesini ya da aydede pedofili olmuş bunu saklarken yıldızlardan; rachmaniov viyaklarken geceye; piyano zırlarken gamlarına; yaşıtların soru bankalarından yüksek faiz yerken; şehrim ve şehrin kıçını sallarken fay’ton misali; belki kahve içerken de biraz, belki de çikolata ve ot ya da sevişirken herhangi bir seratonin kaynağıyla; sonra canım isterken seni beynim her gama gebe ve aşerirken ben seni...

hep aynı şarkı çalıyordu...

angel...

8 Eylül 2009 Salı

kutu kutu pense, tekerleme öğretisi.

- junkie junkie soone soone kıçına da pat pat güm.

- deli deli ali veli makaveli bam bam bam!

- cunda cunda, ayva ayva! urla’da genç bir kızla hopla.

- ot, mot, kara göt. bülbül pislik gülü dikti.

- jamaica kardeş, amerika kalleş. vur göte rahvan gitsin arkideş.

- bu laflar boy boy. bu boylar tolstoy.

- aldım. verdim. bakunin’i yendim. hobara da lay lay lom.

- sağdaki sağcı, soldaki solcu. berber kamil ergenekoncu.

- dalgalı belkıs, zulalara pus kız, tahtası eksik. şak şak şak!

- besleme ayşe, bir kere verse, keneviri kamil’e bir çözüverse.

- bu kitaplar bayır aşağı. dedemin aşkı elif’in şaffağı.

- bu laflar boy boy. ananı siken amerika kovboy.

- madem ki kovboysun. sam recep’e kurban olsun.

- ‘’damar damar tak’’ dedi. ‘’çık şu dağa kaç!’’ dedi.

- hoşgelişler ola, hey ya molla!

- şu işçiler ki maharetleri mülkün temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli!

Eren Okur.

7 Eylül 2009 Pazartesi

ölü bant orkestrası

biraz portishead dinle. fazla düşünme. düş kur. ama beynini yormadan yap bunu. bırak hücrelerini serbestçe sevişsinler. onlara bulut ol biraz. bulut ver. yağmur yağdır yılda bir kez. aşk güzeldir. sevgilin olsun. ama güzel olsun haa! kafan kadar, kafatasın kadar.. sonra düz onu. o geçmişin, sen geleceğimsin. düzün hayatı. milyonlarca tohum saç. harmandan ateşleyen biri olursa şayet, patla. hep patla. gedik aç. c4’lere yavşa. fünyeni okşa. buzdolabında son kullanma tarihi geçmiş yoğurt bulundur. intihar gereçlerini bulundurmak birinci kural matmazel. sütü yağsız iç.

ve biraz portishead dinle. sen bambaşka dünyaların apayrı limanlarında azrail’i fişeklerken bir dağ faresi osursun suratına:

‘’ nevermore! birdahaasla kunduz sikmeyeceğim.’’

saksıda ot yetiştir. yazın bot giy. seni son bıraktığım festivalden, son bırakan şahsı muhterem olarak, yine ben alayım. hayatı alaya al. alay kumandanının facebook şifresini ele geçir. ergenekona sanık ol. bulduğun ergene kon. yediğin mandalinadan zevk almasını bil. yavaşça soy. esrik ezikler bandosunda klarnet çalmaya başladığın vakit eve girerken kapıyı kapatmayı unutma. zira babamın vurduğu yerde kül biter. sonra filistin askısı falan işte.. yahudileri sevme. kola iç. sokak köpekleriyle seviş. zira birgün ‘’dünyanın bütün şairleri birleşin!’’ diye bir ayet inerse dua et; iskoç nalları dikmiş olsun. pestil olursun. olma!

ve biraz portishead dinle. evden kaç. yaşını önemseme. bizi ‘’alt-kültür ölmedi!’’ diye uyuttular matmazel. rakıyı sek iç. müjde ar’la ölmeden bir kez olsun uyu. sonra bunu düşünerek bir litre üzüm pekmezi iç. karaman’dan kordon’a uzanan bir telekulak şebekesinin baz istasyonu ol. seni çekemeyenler sağır olsun. elleri kırılsın işallah, çocukları mongol olsun! hayatın içine boşalmasına izin ver. bebeğini aldırma. inilderken düşünseydin kutsal ayin mekanizmanı çalıştıran uzvunun akibetini. cümleleri uzatma. zira konuşurken heceleri uzattığından mütevellit iletişimdeki hız ve kapitalizmdeki hırs sınırlarını aşacağını hatırlatırım. kedini balkondan aşağı at. sigarayı bırak ve intihar et.

biraz portishead dinle. biraz boyut değiştir. biraz marijuana koy çorbana. ve sonra öyle okkalı bir küfür savur ki bana;

ayılayım artık. fena oluyorum. rum rum rum rum rum...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

duygu'ya

duygu'sal olmana gerek yok
şiir yazmadığından değil
şiir yazamadığından.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

137

şimdi hiç kimseyi sevememek nedir anlayacak mısın anlatsam?

şans denilen olgudan metrelerce uzak bir hüznün koynunda, ot kokan gergadan gözlü
kız, bir çamyarması umut taşıyordu parmak uçlarında.. zihnen orgazm olmanın büyüsünde bir bir fragsiyon değiştirirken.. yani bir uyku koyunu gibi çit çit atlarken geceden geceye.

geçmişine sövemeyecek kadar çocuktu elleri.. elleri yıkılmaya nazır bir iktidar gibi sağa sola saldırıyordu, haince. sağıma soluma saldırıyordu elleri ve gözleri boş söz değil, gözleri göz ayasında en ağır bilmece.

'' ben senin kimsenim'' demişti. hisli bir çadır direği gibi dinelirken göğsümde. omzunda hissettiğim olmayan yarınların yükü. yani metafiziktir yarın, anlamıştım. diyalektik her gece bir yıldız alırken göğsümden: '' o gramafon cümleyi asla unutmayacağım. '' diye yalan öpmüştüm kulaklarından. duymasın istemiştim, ateşim ateşinden değil, ateşim kafasındaki, kafatasımdaki dumandan.peki

şimdi

şimdi hiç kimseyi sevmemek nedir anlayacak mısın anlatsam?

'' sen benim herkesimsin yalan''

*son cümle

ot kokan gergedan gözlü kız ve duman
rastafaryan bir intiharın ingiliz burnunda dolanan.


foça,
rock tatili 2009.

Eren Okur.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

yedi

ocak gibi soğuktu gülerken
ve günü dondururdu ocak
ve mevsim normallerinin üstünde sevişirdik
gözleri buz maviydi, kuşkusuz
bedeni katalitik çıplak.

şubat
hep doğururdu bir yenisini
ve ben hep eskine aşıktım, üzülürdüm
‘’olmadı!’’ derdi şubat. ‘’olmayacak!’’
ben üzülür
hisli bir giz’in şiirine bürünürdüm.

kedigöz bir asmakatta öyle yalnız
öyle fakir ve bakirdi ki mart
dünyadaki bütün okyanuslar kururdu
bir benim gözlerim ıslak.

bir nisan bir insandır
ayları kırmamak gerek, yıl küser sonra,
bak!
küstü bile.artık senin yaşın 20
benimki 19 olmayacak.

sonra mayıs elbet
ben hep sana gelirdim belki ama
hep beni dövdüler, affet!
gözlerim hep yaşardı, bomba da attılar
sana ağladım oysa ben hep!

faşizan bir haziran darbesiyle gittin
oysa birlikte alacaklardı bizi -aynı davadan-
ve birlikte direnecektik sarılarak
bilhassa dokunmadan.

herneyse

temmuz 31 çekiyor
dön artık...

Eren Okur

13 Temmuz 2009

doğu düşü

gökyüzünü aşındıran pirenevalelerle bir başka ruha bürünen ay
bir başka evrene tapacağı güne kadar güneşe tutsaktır, o halde
galaksiler arası bir diplomat olan beni benden ayrı yapan şey
bir gülün kendi dikenine duyduğu nefret kadar çirkin
ve bir o kadar elzem
ve kavuştaktır.

ve havvaya elma tadı veren tanrı,
ve ruhyüreklere freud olan sanrı
uykusunu bölerken gecenin o hep
ve hiç parlamayan yıldızların kaydığı
bir kaydıraktan ibaret düş
her düşüşte bir başka sürtünüş..

e aşk bu, iri kıyarsın kimi zaman bu çoğu zaman
nefretin ipini gerersin ve gergefi gece olan
hiç bir periyi ben öldürmedim, kıyamam.

içeride birine yazıp çıkacağım
toprak henüz hazır değil beni beslemeye
ben ölmedim ve doğmadım
geometri derslerinden kaçmıştım oysa, fakat
bir ışının, yani başı olan sonu olmayanın
dünyaya uğramasıydı aşk
uğratanın aaamına koyayım!

12 Haziran 2009 Cuma

gergef

‘’gece şamdanları ve ifrit gaz kokusu
biraz oksijene muhtaç bırakıyor
beni ve her damla gözyaşında ameliê
kurutmakta bir başka okyanusu.
‘ben yunusları severim, ya sen?’
diye bir rüyadan hortlayıp gelmeli
ben o kurutulan okyanuslarda boğdum
oğlum yunusu.

oğlum yunus:
hep bir parça mavi bırakır her kadında, hep
tensel bir izdüşümden ibaret o etler, çürüyecek!
gece biter, kemik kalır.bir son türküye muhtaç
ve bir son ezginin bilekleri morarana dek
aç!..

her gezegene bir şiir fırlatıp
‘günaydın bayım, bu sabah ne kadar yalnızsınız
bu sabah ne kadar yalnız, kadınsızsınız
kabalığımı ve kalabalığımı mazur görün, ben babamın oğluyum’
diyebilecek.
benim oğlum var ya
benim oğlum büyümeyecek

annesi olmadığını sorun etmez bir erkek bebek
çünkü şöyle söylüyordu bir şâir:
‘her sevgilisinde annesini arar erkek’

o da bana hiç sormayacak
‘benim annem bir melek miydi baba?’ diye
çünkü her otuz bir çekişinde
annesinin bir orospu olduğunu anımsayacak.

gece şamdanları ve ifrit gaz kokusu
burnumun direklerinde sallanan beynelminel yalnızlığım ve
iki baba iki oğul
üç kişi
ölüyoruz...‘’u,

unutmamak için yazdım
oğlum yunusu.

Eren Okur.